Ana içeriğe atla

Engelli Kavramı ve Engellilerde Sporun Önemi



Çevremize ve insanlığa baktığımızda net olarak görülen gerçeklerden biri ve en önemlisi şüphesiz ki bireysel farklılıklardır. İnsanlar arasındaki bu farklılıklar insanoğlunun var oluşundan bu yana süregelmektedir ve bu farklılıklar insanoğlu ve dünyanın sonu gelinceye kadar sürmeye devam edecektir. Ancak bu noktada önemli olan toplumun farklılıklara bakış açısı, farklılıklara ne kadar açık olduğu ve ne denli benimseyebildiğidir. Toplumun tutumu, farklı özellikteki insanların bu topluma adaptesi, yaşamlarını sürdürebilmeleri ve özbenliklerini geliştirebilmeleri açısından oldukça önemlidir. Günlük yaşam aktivitelerini kimseye gereksinim duymadan yerine getirebilen kişileri “normal kişi” olarak tanımlarsak, aynı bakış açısıyla günlük yaşam aktivitelerini yerine getirebilmek için yardıma muhtaç duyan kişilere de “özel gereksinimli kişi” diyebiliriz. Yine aynı bakış açısıyla engel, yaşamsal aktiviteleri aksatabilecek kronik bir dezavantajdır. Özel gereksinimli bireyleri anlayabilmek, onların yaşamlarını kolaylaştırabilmek, onlarla bir bütün olmak ve kendilerini geliştirecek imkân ve fırsatları sunmak, toplumun bu konuda bilinçlenmesine, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçları hakkında bilgi sahibi olunmasına bağlıdır.

Her toplumda bireylerin spor yapması önemli bir konudur. Bunun ihtiyaç olarak görülmesi de ayrı önemde olmaktadır. Her insan içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak ister. Buda toplumların bir gerçeğidir. Sporda bu durumu destekleyici bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı şekilde spor engelli bireylerin unutulmuşluklarına bir set çekmektedir. Zira engelli birey spor sayesinde toplumsal olaylarda bir rol alabilmektedir.
Spor yapan bireyin sosyal çevresi ile kurduğu ilişkiler daha güçlü olmaktadır. Öte yandan spor paylaşma ve özgüven duygularını da artırmaktadır. Spor faydalı bir spor olarak engelli bireyleri de kapsamakta, fiziksel ve zihinsel olarak onların toplum içerisinde hak ettikleri değeri elde etmelerine imkân sağlamaktadırlar.
Sağlıklı kişilerin bedeni ve ruhsal yönden herhangi bir gerilimden uzak durmaları hayat koşullarının fiziksel uygunluk yolu ile sağlanmasına bağlıdır. Bunun için önerilen durumlar sportif aktivite yönünden önemli olmaktadır. Oyun, spor ve müsabaka tarzı sportif eylemler engelliler için rehabilitasyon ve toplumsal iletişime geçmede önemli öğeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Spor bir eğitim aracı olmaktadır. Buna bağlı olarak da ortak bir amaç çerçevesinde gücü ve takdir düzeyini netice vermektedir. Bunun yanı sıra spor, anlayış ve sorumluluk bilincini taşıması açısından da işbirliği kabiliyetini geliştirici bir unsur olmaktadır. Spor enerjik ve sabırlı olmayı de desteklemektedir.
Engeli olan insanların spor yapma sebepleri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ayrıca yetersizliği olan bireylerde eğitim bireysel olduğu için kişinin bulunduğu noktadan ileriye gidebilmesi ona belirlenecek kısa ve uzun süreli hedeflerle olmaktadır ve spor bunun için güzel bir araçtır.
Ulaş ŞENTÜRK
4.11.2019




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cumhuriyet Döneminde Gerçekleştirilen Laiklik Politikaları: Eğitim Örneği Üzerinden

GİRİŞ Laiklik, yönetim ilkelerinin, dini esaslara dayalı örf ve adetlere göre değil, akıl ve bilim ışığında düzenlenmesi gerektiğini savunan bir prensiptir. Aynı zamanda laiklik, çağdaş bir toplum yaratmak için gerekli olan mekanizmalardan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nde laikleşme süreci belirli politikalarla, birbirini takip eden planlı adımlarla tamamlanmıştır. Bu süreçte çok fazla muhalif ses olsa da, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaşlaşma yoluna çıkarmıştır . Laiklik anlayışına ilişkin tartışmaların kökenini, Tanzimat Döneminde tercüme odalarının kurulması ve buralarda batı dillerini öğrenen yeni bir kuşağın ortaya çıkmasına dayandırmak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası Teşkilat-ı Kanunu’nda da laiklik kavramı yer almıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanımlanan laikleşme, Türkiye’de bir dizi reformlar silsilesiyle gerçekleşmiştir. Aş

İngiltere'nin Yatıştırma Politikası

  Yatıştırma (appeasement) en genel ifadeyle dış politikanın olağan unsurları olan müzakere ve pazarlığın bir sonucudur (Berrige & Llyold, 2012: 21). Kavramın ilk anlamı, birtakım yanlışlıkları gidermek veya barışa ilişkin koşulları oluşturmak amacıyla bazı ‘makul’ ödünler vermek olarak açıklanmaktadır. İkinci anlamı ise barışı korumak üzere, potansiyel saldırganın isteklerini karşılamaktan çok artırmakla sonuçlanan ‘aşırı’ ödün vermek olarak ifade edilmektedir (Embel, 2019: 1). Yatıştırma kavramının ilk anlamında kullanımına örnek olarak, Robert Gilpin’in 1981’de yayımladığı War and Change in World Politics kitabında bahsettiği, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İngiltere'nin yükselmekte olan ABD'ye karşı izlediği politika verilebilir (Gilpin, 1981: 193-194). Gilpin’e göre yatıştırma, İngiltere ve ABD arasındaki düşmanlığın sonra ermesine ve iki ülke arasındaki müttefikliğin temellerinin atılmasına vesile olmuştur. Yatıştırma kavramının ikinci anlamında kullanımı ise ul

İhanetin Kehaneti: Son Akşam Yemeği

  Leonardo da Vinci’nin eserlerinin ününü hepimiz biliriz. Ancak Mona Lisa kadar ünlü olmasa da bir o kadar değerli olan bir da Vinci eseri daha var, ki o da Son Akşam Yemeği’dir. Bir tablo sanılsa da, bu eser aslında Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie isimli kilisenin duvarına yapılmış bir fresktir. Eser bugüne gelene dek oldukça yıpranmış ve deformasyona uğramıştır. Ancak vermek istediği mesajlar hala oldukça görünür ve canlıdır. Her şeyden evvel bu fresk, Hz. İsa’nın Romalı askerlerce yakalanışından önceki gece havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir etmektedir. Yemekte Hz. İsa ile birlikte 13 kişinin sureti yer almaktadır. Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ekmek ve şarap ikilisinin masada görüldüğü resimde belli bir duruma dikkat çekilmektedir. Resimde tasvir edilen sahne Hz. İsa’nın “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği andır. Tüm havariler buna farklı bir tepki verirken Hz. İsa ise nispeten üzüntülü ve güveni sarsılmış bir halde tasvir edilmektedir. Re