Ana içeriğe atla

Karantina Günleri İçin Birbirinden Sürükleyici Dizi Önerileri



Yeni koranavirüs küresel çapta yayılmaya devam ediyor. Ülkemizde salgına karşı yoğun tedbirler uygulanıyor ve yetkili makamlar acil bir durum olmadıkça evden çıkılmaması konusunda vatandaşları uyarıyor. Koronavirüsten korunmak için bir süre kendimizi evde karantina altına almalıyız. Evde yapabileceğimiz aktivitelerin en keyiflisi şüphesiz dizi izlemek. Bu yazımda sizlere karantina günlerinizi keyifli hale getirecek, bir solukta izleyeceğiniz diziler önereceğim.

TEKRAR TEKRAR İZLEMEYE DOYAMADIĞIMIZ KÜLT YAPIMLAR

      1.     Prison Break (2005 – 2017)


Micheal Scofield, politik bir komplo  sonucunda hapse düşürülen ve ölüm cezasına çarptırılan ağabeyini kurtarmak için kusursuz bir kaçış planı yapar. Devletin soruşturmaya müdahale etmesi ve delilleri karartması Scofield & Burrows kardeşlere kaçmaktan başka bir çare bırakmaz.

Prison Break her sezonu aksiyon dolu 5 sezondan oluşuyor.  İlk iki sezonu bir oturuşta bitireceğinize eminim. Çoğunluk 2017 yılında yayınlanan 5. Sezonun beklentilerini karşılamadığını ve gereksiz olduğunu düşünse de ben bu görüşe katılmıyorum. Sıkı bir Prison Break fanatiği olarak, her bölümden ayrı bir zevk alacağınıza inanıyorum ve bu müthiş yapımı izlemenizi şiddetle öneriyorum. Benim karantina sürecinde yapacağım ilk iş, tekrar Prison Break izlemek olacak. 😊

      2.     Breaking Bad (2008 – 2013)


Bir lisede kimya öğretmenliği yapan Walter White, oldukça sıradan bir hayat sürmektedir. Aynı zamanda yaşadığı maddi sıkıntılar nedeniyle ek iş olarak oto yıkamacıda çalışmaktadır. White, artan şikayetleri üzerine doktora gitmeye karar verir ve yapılan tetkikler neticesinde akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Karısı hamile olan Walter White, ailesini geçindirmek ve onlara rahat bir hayat bırakmak için metamfetamin yapıp satmaya başlar.

Efsanevi dizi 5 sezondan oluşmaktadır. Dizi ikinci sezonun ortalarına kadar çok ağır ilerliyor ancak sonrasında müthiş bir ivme kazanıyor. Breaking Bad özellikle 4 ve 5. sezonlarda bambaşka bir seviyeye çıkıyor. Muhteşem bir final bölümüyle yayın hayatına noktayı koyan dizide Walter White’ın karakter değişimi çok başarılı bir şekilde ortaya koyuluyor. Breakig Bad, sıradan bir insanın değişen koşullar ve yaşadığı zorluklar karşısında bambaşka bir karaktere dönüşebileceğini gözler önüne seriyor. Sizden Breaking Bad’e biraz tolerans göstermenizi ve yarıda bırakmamanızı rica ediyorum. Ben bu hatayı yaparak 2. Sezon 3. Bölümde yarıda bıraktım ve tekrar izlediğimde çok pişman oldum. Breaking Bad “tarihin en iyi dizisi” unvanını sonuna kadar hak ediyor.

       3.     How I Met Your Mother (2005 – 2014)


Ted Mosby çocuklarına yıllar önce anneleriyle nasıl tanıştığını anlatırken, arkadaşlarıyla birlikte yaşadıkları eğlenceli anılar, geriye dönüşlerle gösteriliyor. Aynı zamanda Ted’in kararlı ruh ikizi arayışına da yer veriliyor.

22 dakikalık kısa bölümlere sahip dizi, 9 sezondan oluşmaktadır. 31 Mart 2014 tarihinde 40 dakikalık özel bir bölümle sevenlerine veda etmiştir. How I Met Your Mother, hem güldüren hem duygulandıran sitcom (durum komedisi) efsanesidir. Ben sıkıldığım, kendimi iyi hissetmediğim, gülmek istediğim zamanlarda 1-2 bölüm HIMYM izliyorum. Stresten uzak kalmamız gereken bu günlerde, HIMYM’nin iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum.

      4.     House of Cards (2013 – 2018)


Frank Underwood, seçimlerde Garret Walker’ı desteklemiş ve Walker’ın Başkan seçilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Amerikan Kongresi’nde parti denetçisi olarak görev yapan Frank Underwood’a seçimlerden sonrası için dış işleri bakanlığı vaat edilmiştir. Ancak seçimlerden sonra Underwood yerine başka biri bakan yapılır ve Underwood’dan parti denetçiliği görevine devam etmesin istenir. Frank Underwood için dış işleri bakanlığı artık tatmin edici olmayacaktır ve fazlası gereklidir, o da Amerika Birleşik Devletleri Başkanlığı…

Sürükleyici bir politik drama dizi olan House of Cards, 6 sezondan oluşmaktadır. Dizi, politikanın ne olduğu, nasıl yapıldığı, insanları manipüle etmenin önemini ve politikanın kirli yüzünü kusursuz bir biçimde izleyiciye aktarmaktadır. House of Cards’ın Makyavelizm’i anlamak ve öğrenmek isteyenler için çok önemli bir yapıt olduğunu düşünüyorum. Makyavelizm’in “amaca ve zafere giden süreçte her yol mubahtır” ve “amaçlar araçları meşru kılar” tezi, dizide Frank Underwood üzerinden oraya koyuluyor. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler okuyan ya da bu alanlara ilgisi olanlar için çok faydalı bir dizi olduğunu düşünüyorum.

HALA DEVAM EDEN SÜRÜKLEYİCİ DİZİLER

      1.    Peaky Blinders (2013 – Günümüz)


Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Birmingham’da, at yarışı ve soygunculukla para kazanan Peaky Blinders çetesinin, mafyalığa ve ardından da şirketleşmeye kadar ilerleyen maceraları konu edinmektedir. Thomas Shelby önderliğindeki Peaky Blinders çetesi, bir yandan polisle, bir yandan diğer çetelerle, bir yandan da çeşitli örgütlerle mücadele etmektedir.

İngiliz yapımı Peaky Blinders, 5 sezondan oluşmaktadır. Dizide dönemin atmosferi çok başarılı bir şekilde izleyiciye yansıtılıyor. 1900’lü yılların başındaki İngiltere’nin sanayileşmesini ve komünizme karşı yaklaşımı çok net aktarılmış. Kıyafet seçimleri dönemin modasını yansıtırken müzik seçimleri de olağanüstü. Bu şahane drama ve suç dizisini kesinlikle tavsiye ediyorum. Yeni sezon çekimleri, bizleri şu an evlere hapseden koronavirüs salgını sebebiyle ileri bir tarihe ertelendi.

      2.     Dark (2017 – Günümüz)


Dizinin karmaşık bir kurgusu var ve bu da anlaşılmasını biraz zorlaştırıyor. Olaylar Almanya’nın küçük bir kasabası olan Winden’de geçiyor. Herkesin birbirini tanıdığı bu küçük kasabada iki çocuk kayboluyor. Kayıp vakalarının ardından 4 aile arasındaki enteresan ilişkiler ortaya çıkıyor. Dark, zamanda yolculuk ve paralel evren temalarını çok başarılı bir şekilde işliyor. Dizinin üç farklı zamanda geçmesi ve karakter sayısının fazla olması, insanın aklını bulandırsa da kendini izlemekten alıkoyamıyor. Dark, izleyiciyi olayları idrak edebilmesi için empati yapmak ve düşünmek zorunda bırakıyor. Karanlık temasıyla ve muhteşem müzikleriyle bir solukta bitireceğiniz bir dizi olduğuna inanıyorum.

      3.     Better Call Saul (2015 – Günümüz)


Breaking Bad’in spin-off’u olan Better Call Saul, Walter White öncesi dönemde Saul Goodman’ın başından geçen olayları konu alıyor. Dizide sıradan bir baro avukatı olan Jimmy McGill’in, meşhur avukat Saul Goodman’a dönüşümü anlatılmaktadır. Hikâyeye zamanla Breaking Bad karakteleri de dahil oluyor.

Dizi, 20 Şubat 2020 tarihinde 5. Sezonuyla ekranlara geri döndü. Breaking Bad ambiyansını özleyenler için Better Call Saul harika bir seçim olacaktır. Better Call Saul, izlerken harcadığınız her dakikanın hakkını size geri verecektir. Sizlere spoiler yedirmemek için daha fazla detaya giremiyorum. 😊

      4.     Homeland (2011 – Günümüz)


Denizci Nicholas Brody, 2003 yılından beri kayıptır ve öldüğüne inanılmaktadır. Bir tatbikat sırasında bulunan ve ülkesine getirilen Brody, kahraman olarak basına lanse edilmektedir. CIA ajanı Carrie Mathison, Brody’nin terörist olduğunu ve ABD’ye yönelik bir saldırı planladığını düşünmektedir.

Homeland bir politik gerilim dizisidir. Aynı zamanda CIA draması da diyebiliriz.Diziyi izlerken kimin iyi kimin kötü olduğunu anlamakta güçlük çekeceksiniz. Özellikle Brody’i canlandıran Damien Lewis, ortaya müthiş bir oyunculuk koymuş. Homeland şu an 8. Sezonuyla yayın hayatına devam ediyor. Karantina günleri için harika bir seçim değil mi? 8 sezon, gerilim ve aksiyon dolu, heyecanlı… Daha ne isteyebiliriz? İlk üç sezona bayılacaksınız, zaten dizi bu sezonlar sayesinde EMMY ödülü kazandı.

      5.     The Walking Dead (2010 – Günümüz)


Polis memuru Rick Grimes, vurularak hastaneye kaldırılır ve komaya girer. Grimes’in komada kaldığı süre zarfında dünya alt-üst olmuş ve zombi istilasına uğramıştır. Yaşananları anlamaya çalışan Rick, eşini ve oğlunu aramak için yola koyulur.

Dizinin hikayesi Robert Kirkman’ın aynı adlı çizgi roman serisine dayanmaktadır. Rick Grimes önderliğinde hayatta kalma mücadelesi veren küçük bir grubun başından geçenler anlatılmaktadır. Grup bir yandan zombilerle mücadele ederken, bir yandan da daha tehlikeli insanlarla mücadele etmektedir. Televizyon tarihinin en iyi zombi temalı dizisi olan The Walking Dead, 10. Sezonuyla yayın hayatına devam etmektedir. Dizinin ilk 4 sezonunun çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Ayrıca dizinin “Fear The Walking Dead” isimli bir spin-off yapımı da mevcut. The Walking Dead’i bitirdikten sonra spin off projesini de izleyeceğinize eminim. The Walking Dead Dünyasına Hoş Geldiniz!

      6.     You (2018 – Günümüz)


Dizi bir kitapçı işleten zeki ve yakışıklı Joe ile bir gün o kitapçıya yolu düşen oldukça güzel ve çekici Beck’in arasında yaşananları konu alıyor. Joe, ilk gördüğü anda Beck’e aşık oluyor ve olaylar gelişmeye başlıyor. Joe, Beck’i elde etmek için her yolu deniyor. Joe ilk hamle olarak sosyal medyada Beck’i stalklıyor. Beck’in kimlerle takıldığı, nelerden hoşlandığı, neleri yediği, neleri okuduğu, nerede oturduğu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyor. Bu arada kendisinin sosyal medya ile hiç arası olmadığını belirtelim.

You, iki sezondan oluşmaktadır ve koronavirüs rötarı yaşanmazsa, üçüncü sezonu 2020 yılı içerisinde yayınlanacaktır. Dizinin hikayesi, Caroline Kepnes’in “You” isimli romanından uyarlanmıştır. You, günümüzde sosyal medyanın ne denli yalan bir dünya olduğunu gözler önüne seriyor. Diziyi bir çırpıda bitireceğinize inanıyorum ve kesinlikle izlemenizi öneriyorum. Birinci sezon başarılı, ikinci sezon çok daha başarılı… İyi seyirler 😊

TEK SEZONLUK ÇEREZLİK DİZİLER

      1.     Bodyguard (2018)


Cesur polis memuru David Budd, büyük bir terör saldırısını engeller ve bu başarısından dolayı terfi ettirilir. Budd’a, savaş yanlısı içişleri bakanını koruma görevi verilir. David Budd, göreve başladıktan sonra devlet içerisindeki yolsuzluklara ve sırlara tanık olur. Bakan Julia Montague da Budd’un inandığı etik değerlerin tam tersi bir kişiliğe sahiptir. Aynı zamanda savaş gazisi olan Budd, psikolojik sorunlarla mücadele etmektedir ve eşiyle boşanma aşamasındadır.

Politika, gerilim ve dramın harmanlandığı Bodyguard, 6 bölümden oluşan bir İngiliz dizisidir. Dizide gereksiz diyaloglara yer verilmiyor. Sürükleyici dizinin final bölümünde tempo oldukça yükseliyor. Çerezlik ve kaliteli bir dizi arayanlar için en ideal seçimin Bodyguard olduğunu düşünüyorum.

      2.     Dogs of Berlin (2018)

Türk asıllı Alman futbolcu Okan Erdem, Türkiye – Almanya maçından önce Berlin’de öldürülür. Birbiriyle anlaşmaları imkânsız olan bir Türk ve bir Alman polis, birlikte çalışmak zorunda kalıyor. Türk polisi, cinayetin etnik boyutundan dolayı soruşturmaya dahil oluyor. Netflix’in Dark’tan sonraki ikinci Alman dizisi olan Dogs of Berlin, gizem ve heyecanı izleyiciye çok başarılı bir şekilde aktarıyor.

      3.     Ragnarok (2020)


Dizi “Edda” isimli kurgusal bir Norveç kasabasını konu alıyor. Edda kasabasına taşınan bir genç, kendisini fantastik bir dünyanın içerisinde buluyor ve burada kendi içerisindeki gücü keşfediyor. Ragnarok, İskandinav mitolojisine ve iklim değişikliğine vurgu yapıyor. Dizi 6 bölümden oluşuyor.


Kutluay Doğukan TAŞDEMİR
19.03.2020

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cumhuriyet Döneminde Gerçekleştirilen Laiklik Politikaları: Eğitim Örneği Üzerinden

GİRİŞ Laiklik, yönetim ilkelerinin, dini esaslara dayalı örf ve adetlere göre değil, akıl ve bilim ışığında düzenlenmesi gerektiğini savunan bir prensiptir. Aynı zamanda laiklik, çağdaş bir toplum yaratmak için gerekli olan mekanizmalardan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nde laikleşme süreci belirli politikalarla, birbirini takip eden planlı adımlarla tamamlanmıştır. Bu süreçte çok fazla muhalif ses olsa da, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaşlaşma yoluna çıkarmıştır . Laiklik anlayışına ilişkin tartışmaların kökenini, Tanzimat Döneminde tercüme odalarının kurulması ve buralarda batı dillerini öğrenen yeni bir kuşağın ortaya çıkmasına dayandırmak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası Teşkilat-ı Kanunu’nda da laiklik kavramı yer almıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanımlanan laikleşme, Türkiye’de bir dizi reformlar silsilesiyle gerçekleşmiştir. Aş

İngiltere'nin Yatıştırma Politikası

  Yatıştırma (appeasement) en genel ifadeyle dış politikanın olağan unsurları olan müzakere ve pazarlığın bir sonucudur (Berrige & Llyold, 2012: 21). Kavramın ilk anlamı, birtakım yanlışlıkları gidermek veya barışa ilişkin koşulları oluşturmak amacıyla bazı ‘makul’ ödünler vermek olarak açıklanmaktadır. İkinci anlamı ise barışı korumak üzere, potansiyel saldırganın isteklerini karşılamaktan çok artırmakla sonuçlanan ‘aşırı’ ödün vermek olarak ifade edilmektedir (Embel, 2019: 1). Yatıştırma kavramının ilk anlamında kullanımına örnek olarak, Robert Gilpin’in 1981’de yayımladığı War and Change in World Politics kitabında bahsettiği, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İngiltere'nin yükselmekte olan ABD'ye karşı izlediği politika verilebilir (Gilpin, 1981: 193-194). Gilpin’e göre yatıştırma, İngiltere ve ABD arasındaki düşmanlığın sonra ermesine ve iki ülke arasındaki müttefikliğin temellerinin atılmasına vesile olmuştur. Yatıştırma kavramının ikinci anlamında kullanımı ise ul

İhanetin Kehaneti: Son Akşam Yemeği

  Leonardo da Vinci’nin eserlerinin ününü hepimiz biliriz. Ancak Mona Lisa kadar ünlü olmasa da bir o kadar değerli olan bir da Vinci eseri daha var, ki o da Son Akşam Yemeği’dir. Bir tablo sanılsa da, bu eser aslında Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie isimli kilisenin duvarına yapılmış bir fresktir. Eser bugüne gelene dek oldukça yıpranmış ve deformasyona uğramıştır. Ancak vermek istediği mesajlar hala oldukça görünür ve canlıdır. Her şeyden evvel bu fresk, Hz. İsa’nın Romalı askerlerce yakalanışından önceki gece havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir etmektedir. Yemekte Hz. İsa ile birlikte 13 kişinin sureti yer almaktadır. Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ekmek ve şarap ikilisinin masada görüldüğü resimde belli bir duruma dikkat çekilmektedir. Resimde tasvir edilen sahne Hz. İsa’nın “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği andır. Tüm havariler buna farklı bir tepki verirken Hz. İsa ise nispeten üzüntülü ve güveni sarsılmış bir halde tasvir edilmektedir. Re