Ana içeriğe atla

Thelma Film Değerlendirmesi



Reprise filmi ile İstanbul Film Festivali’nden Altın Lale ödülü alan ve Oslo 31 August adlı ikinci filmiyle Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülen Joachim Trier, son filmi olan Thelma ile seyirciden büyük ilgi toplamıştır. Film kimisine rahatsız edici gelse de içinde birçok şey geçmektedir. Aslında filmlerin rahatsız edici bulunmasının sebebi, toplumda var olan normlara aykırı bulduğumuz durumlardır. Filmin başlagınçta buz kütlesinin altında suya hapsolmuş altın bir balık görüyoruz. Trier bize filmin başında aslında filmin devamında neler olabileceğini gösteren simgeleri parça parça gösteriyor. Thelma ve babası, ağaçların arasından yürüyerek gölün üstünden karşıya geçerler. Carl Jung’a göre altın balık görmenin anlamı, yakında bir zamanda doğaüstü bir olayların gerçekleşeceğidir. Film bu noktadan sonra Thelma’nın gençliği ile devam ediyor. Thelma, üniversiteye kadar ailesinin yanında yaşamış ancak üniversite eğitimini tamamlamak üzere ailesinin yanından ayrılmak zorunda kalmıştır. Filmde aile ve çocuk ilişkilerine dair birçok ipucu bulmak mümkün. Örneğin, her ne kadar Thelma üniversite eğitimi için ailesinin yanından ayrılmış olsa da karışık bağlanmanın etkilerini Thelma’nın üzerinde görüyoruz. Bunun anlamı Thelma ona bakım veren ve büyüten anne babasına karşı hem direnç hem de bağlılık göstermektedir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi Trier’in bu filmi sembollerle süslenmiştir. Thelma üniversitenin kütüphanesinde ders çalışırken, dışarıda uçuşan kargaları fark eder. Hepimiz biliriz ki karganın geleneksel olarak bazı anlamları vardır. Bunlardan birisi karganın kötü şans getirmesi ya da ölümle bağlantılı olduğudur. Ancak bu geleneksel anlatımların yanı sıra Yunan Mitolojisinde kargalar şansın sembolüdür. Bu sahnede özellikle kargaların kanat seslerinin izleyiciye geçirilmesi yönetmenin “Sıkı tutunun, bir şeyler olacak!” mesajını vermesinden kaynaklanmaktadır. Aslında çok geçmeden yönetmenin bu sözünü tuttuğunu görüyoruz. Kargaların sesini duyduktan sonra çok geçmeden Thelma’nin krizleri baş gösteriyor. Bu sırada filmin yardımcı karakteri Anja devreye giriyor! Thelma’nın ilk geçirdiği kriz sırasında Anja yanında oluyor ve başlangıçta kütüphanede yanında oturan bir kız iken, Thelma’nın hayatını baştan aşağıya değiştiren birisi haline geliyor.

Biraz da Thelma’nın doğa üstü rüyalarından bahsetmek gerekirse, Thelma rüyasında yılan görüyor. Başlangıçta yılanı Thelma’nın gün yüzüne çıkmamış, bilinçaltındaki korkuları olarak düşünmek mümkün ancak yılanın birçok tanımı var. Freud’a göre yılan cinsellikle alakalı bir sembol olup, eril enerjinin ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Aslında bu noktada kütüphanede yanında oturan Anja’dan etkilendiğini de açıklamak mümkün. Ayrıca Thelma’nın anne ve babasının dinine bağlı ve oldukça baskıcı olduğu yorumunu yapmak da doğru olur. Kısacası küçük kızlarının bastırdıkları cinsiyet kimliği rüyalarında açığa çıkıyor. Ancak Jung’ın perspektifine göre yılan iyileşme ile ilişkilidir. Acaba bastırdığı kimliğini açığa çıkaran Anja, aynı zaman da iyileşmesi için bir ateş yakmış mıdır? Yunan Tanrısı ve aynı zamanda tıpın sembolü olan Asclepius’un asasında yılan bulunmaktadır. Asclepius’un asası iyileştirici güce sahiptir. Bu öyle bir güçtür ki, ölüleri bile diriltebilir. Filmin devamında yılanın aslında kötü yorumlanmasının bir sebebinin de insanlar tarafından farklı olarak algılanan durumların kabul edilmememesin olduğu yorumuna varabiliriz. Yılanı aslında kötü bir hayvan olarak aklımıza kazıyan söylemler kendi söylemlerimizden ziyade, dilin gücüdür. Hatta filmde bir sahnede kızımızın anne ve babasıyla yemek yerken söylediği sözler yüzünden babası tarafından azarlandığını görüyoruz. Asclepius’un efsanesinde Hades ve Zeus öylesine kıskanıyordu ki Asclepius’un iyileştirici gücünü, ondan birçok kez kurtulmak istediler. Bana kalırsa bu sahnede de anlatılmak istenen buydu.

Film bu şekilde devam ederken Thelma’nın Anja ile olan arkadaşlığı da ilerlemektedir. Anja ona Thelma’nın daha önce deneyimleyemediği ne varsa deneyimlemesi adına ona yol arkadaşı olmuştur. Bir gün Thelma rüyasında gördüğü yılan gibi Anja’yı görecektir. Anja’yı yılan şeklinde görmesi Freud’un tanımına oldukça uymaktadır.

Filmin içinde sürekli geçen “öbür dünya” algısından bahsetmek de mümkün. Bir sahnede, Thelma, Anja'ya babasının ellerini mum ateşine tuttuğunu ve sonra ona cehennemin böyle olduğunu söylediğini anlattı. Her şeye rağmen, babasının iyi bir adam olduğunu düşündüğünü söylüyor. Ancak, burada bence Trier’ın anlatmak istediği anne ve baba tabusudur. Bizler birimiz ebeveynlerimizin bizim için en iyisini düşündüklerini öğrenerek büyüyoruz. Bir bakıma ebeveynlerimizin doğrularını koşulsuz kabul etmek zorunda kalıyoruz.

Filmin devamında Thelma anlam veremediği krizlerinin peşinden gidiyor. Krizlerine neden olan şeyin peşinden giderken sahip olduğu gücün farkına varıyor. Buraları anlatmaktansa bunu sizin merakınıza bırakıyor ve filmin devamını efsanelerle bağdaştırarak izlemenizi öneriyorum.

Keyifli Seyirler!

İrem Nur KESKİN
16.06.2020


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cumhuriyet Döneminde Gerçekleştirilen Laiklik Politikaları: Eğitim Örneği Üzerinden

GİRİŞ Laiklik, yönetim ilkelerinin, dini esaslara dayalı örf ve adetlere göre değil, akıl ve bilim ışığında düzenlenmesi gerektiğini savunan bir prensiptir. Aynı zamanda laiklik, çağdaş bir toplum yaratmak için gerekli olan mekanizmalardan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nde laikleşme süreci belirli politikalarla, birbirini takip eden planlı adımlarla tamamlanmıştır. Bu süreçte çok fazla muhalif ses olsa da, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaşlaşma yoluna çıkarmıştır . Laiklik anlayışına ilişkin tartışmaların kökenini, Tanzimat Döneminde tercüme odalarının kurulması ve buralarda batı dillerini öğrenen yeni bir kuşağın ortaya çıkmasına dayandırmak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası Teşkilat-ı Kanunu’nda da laiklik kavramı yer almıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanımlanan laikleşme, Türkiye’de bir dizi reformlar silsilesiyle gerçekleşmiştir. Aş

İngiltere'nin Yatıştırma Politikası

  Yatıştırma (appeasement) en genel ifadeyle dış politikanın olağan unsurları olan müzakere ve pazarlığın bir sonucudur (Berrige & Llyold, 2012: 21). Kavramın ilk anlamı, birtakım yanlışlıkları gidermek veya barışa ilişkin koşulları oluşturmak amacıyla bazı ‘makul’ ödünler vermek olarak açıklanmaktadır. İkinci anlamı ise barışı korumak üzere, potansiyel saldırganın isteklerini karşılamaktan çok artırmakla sonuçlanan ‘aşırı’ ödün vermek olarak ifade edilmektedir (Embel, 2019: 1). Yatıştırma kavramının ilk anlamında kullanımına örnek olarak, Robert Gilpin’in 1981’de yayımladığı War and Change in World Politics kitabında bahsettiği, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İngiltere'nin yükselmekte olan ABD'ye karşı izlediği politika verilebilir (Gilpin, 1981: 193-194). Gilpin’e göre yatıştırma, İngiltere ve ABD arasındaki düşmanlığın sonra ermesine ve iki ülke arasındaki müttefikliğin temellerinin atılmasına vesile olmuştur. Yatıştırma kavramının ikinci anlamında kullanımı ise ul

İhanetin Kehaneti: Son Akşam Yemeği

  Leonardo da Vinci’nin eserlerinin ününü hepimiz biliriz. Ancak Mona Lisa kadar ünlü olmasa da bir o kadar değerli olan bir da Vinci eseri daha var, ki o da Son Akşam Yemeği’dir. Bir tablo sanılsa da, bu eser aslında Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie isimli kilisenin duvarına yapılmış bir fresktir. Eser bugüne gelene dek oldukça yıpranmış ve deformasyona uğramıştır. Ancak vermek istediği mesajlar hala oldukça görünür ve canlıdır. Her şeyden evvel bu fresk, Hz. İsa’nın Romalı askerlerce yakalanışından önceki gece havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir etmektedir. Yemekte Hz. İsa ile birlikte 13 kişinin sureti yer almaktadır. Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ekmek ve şarap ikilisinin masada görüldüğü resimde belli bir duruma dikkat çekilmektedir. Resimde tasvir edilen sahne Hz. İsa’nın “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği andır. Tüm havariler buna farklı bir tepki verirken Hz. İsa ise nispeten üzüntülü ve güveni sarsılmış bir halde tasvir edilmektedir. Re