Ana içeriğe atla

Motivasyon Kaynakları ve Motivasyonun Hayatımızdaki Yeri

 


İnsanların hayatına devam edebilmek için motivasyona ihtiyacı vardır. Motivasyon, bireylerin fiziksel ve psikolojik olarak bir duruma başlama ve devam etme sürecinde etkili olan bir sistemdir. Motivasyon kaynağı olarak beş durumdan bahsedebiliriz. Dürtüler, bireylerin fizyolojik değişimleri sonucunda psikolojik bir sonuçtur, gerilmeye sebep olur. Bireylerde tepki göstermeye ve harekete neden olur. Dürtülerde arzular ve düşünme ön plandadır. Dürtülerin ihtiyacı giderilmediği zaman iç dengeyi sağlamak için  ‘’Homeostasiz’’ ortaya çıkar. Örneğin bireyin cinsel ihtiyacı karşısında dürtü ortaya çıkar. Bireyde arzulama isteği uyanır ve bu durum fizyolojik dengesizliğe sebep olur. Arzularını karşıladığı zaman vücut dengesini sağlar. Dürtü ortaya çıktığı anda bir başka motivasyon kaynağı olarak özendiricilerde ortaya çıkabilir. Özendiriciler fiziksel olmak zorunda değildir. Çevresel faktörlerden etkilenerek uyarıcıları harekete geçirir. Örneğin telaşla bir yere yetişmeye çalışırken bir mağazada bizi cezbeden bir ürün görürsek asıl yapmamız gerekenden uzaklaşıp mağazaya yönelebiliriz. Baktığımız ürüne ihtiyacımız olmasa bile özendiriciler sayesinde dikkatimizi çeker.

Bir diğer motivasyon kaynağı ise içgüdülerdir. İçgüdü temel olarak bir canlının hayatta kalabilmesi için oluşturduğu eğilimdir. İçgüdüler doğuştan gelir, biyolojik bir temeli vardır. Hayvan türlerinde içgüdülerden bahsederken insanlardan bahsetmek gerektiğinde durum biraz değişir. Bir birey doğduğu zaman annesinin memesini emmesi içgüdüsel bir hareket olabilir ya da tehlike anında bulunduğu ortamdan kaçması fakat birey doğumundan itibaren öğrenme yoluyla hareket eder. Hayvanlar ve insanları ayıran kısım budur. Hayvanlarda zaman içerisinde bazı farklılıklar gösterebilir, evrensel içgüdüler dışında her hayvan türünün kendine özgü içgüdüleri vardır. İnsanlarda içgüdü ve öğrenmeyle ilgili örnek olarak konuşmaktan bahsedebiliriz. Bebeklikte bazı kelimeler bize öğretilmeye çalışılsa bile içgüdüsel olarak bir konuşma şekli olur. Bazen anlamsız sözcükler bazen de söyleneni taklit yoluyla bir konuşma şekli ortaya çıkar.

Motivasyonumuzu etkileyen bir diğer durum ise beklentiler ve bilişsel yaklaşımlardır. Bilişsel yaklaşımlar genel olarak geleceğe karşı bakış açımızda bizi motive eden zihinsel süreçleri inceler. Bizi uyaran durumlar deneyimlediğimiz konulardır. Örneğin yaşadığımız kayıplar sonucunda duygusal olarak hangi konuda daha yeterli hangi konuda yetersiz olduğumuzu gözlemleyebiliriz. Beklentiler ise bir insanın bir hedefe ulaşmak ya da uyum sağlamak için davranışlarını güdülemede yardımcı bir unsurdur. Örneğin birisine karşı duygusal hisler duymaya başlayan bir kişi eğer o kişiden de bir şeyler seziyorsa, beklentiye girer. Beklentileri karşısında o kişiye yönelik kendinde değişikliklere gider, kendini o şekilde motive eder. Günlük yaşantısında kişisel bakımına dikkat etmiyorsa, giydiklerini önemsemiyorsa bunları değiştirir. Duygusal hisler duyduğu kişinin bulunduğu ortama uyum sağlamak adına kişisel olarak kendini geliştirir. Bir bakıma beklentilerimiz hayatımızı şekillendirmeye ve kişisel değerlerimize olumlu katkılarda bulunur.

 

Dilara Ahsen ÖZKAN        

7.10.2020


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cumhuriyet Döneminde Gerçekleştirilen Laiklik Politikaları: Eğitim Örneği Üzerinden

GİRİŞ Laiklik, yönetim ilkelerinin, dini esaslara dayalı örf ve adetlere göre değil, akıl ve bilim ışığında düzenlenmesi gerektiğini savunan bir prensiptir. Aynı zamanda laiklik, çağdaş bir toplum yaratmak için gerekli olan mekanizmalardan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefelerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nde laikleşme süreci belirli politikalarla, birbirini takip eden planlı adımlarla tamamlanmıştır. Bu süreçte çok fazla muhalif ses olsa da, Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni çağdaşlaşma yoluna çıkarmıştır . Laiklik anlayışına ilişkin tartışmaların kökenini, Tanzimat Döneminde tercüme odalarının kurulması ve buralarda batı dillerini öğrenen yeni bir kuşağın ortaya çıkmasına dayandırmak mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasası Teşkilat-ı Kanunu’nda da laiklik kavramı yer almıştır. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında tanımlanan laikleşme, Türkiye’de bir dizi reformlar silsilesiyle gerçekleşmiştir. Aş

İngiltere'nin Yatıştırma Politikası

  Yatıştırma (appeasement) en genel ifadeyle dış politikanın olağan unsurları olan müzakere ve pazarlığın bir sonucudur (Berrige & Llyold, 2012: 21). Kavramın ilk anlamı, birtakım yanlışlıkları gidermek veya barışa ilişkin koşulları oluşturmak amacıyla bazı ‘makul’ ödünler vermek olarak açıklanmaktadır. İkinci anlamı ise barışı korumak üzere, potansiyel saldırganın isteklerini karşılamaktan çok artırmakla sonuçlanan ‘aşırı’ ödün vermek olarak ifade edilmektedir (Embel, 2019: 1). Yatıştırma kavramının ilk anlamında kullanımına örnek olarak, Robert Gilpin’in 1981’de yayımladığı War and Change in World Politics kitabında bahsettiği, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İngiltere'nin yükselmekte olan ABD'ye karşı izlediği politika verilebilir (Gilpin, 1981: 193-194). Gilpin’e göre yatıştırma, İngiltere ve ABD arasındaki düşmanlığın sonra ermesine ve iki ülke arasındaki müttefikliğin temellerinin atılmasına vesile olmuştur. Yatıştırma kavramının ikinci anlamında kullanımı ise ul

İhanetin Kehaneti: Son Akşam Yemeği

  Leonardo da Vinci’nin eserlerinin ününü hepimiz biliriz. Ancak Mona Lisa kadar ünlü olmasa da bir o kadar değerli olan bir da Vinci eseri daha var, ki o da Son Akşam Yemeği’dir. Bir tablo sanılsa da, bu eser aslında Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie isimli kilisenin duvarına yapılmış bir fresktir. Eser bugüne gelene dek oldukça yıpranmış ve deformasyona uğramıştır. Ancak vermek istediği mesajlar hala oldukça görünür ve canlıdır. Her şeyden evvel bu fresk, Hz. İsa’nın Romalı askerlerce yakalanışından önceki gece havarileriyle yediği son akşam yemeğini tasvir etmektedir. Yemekte Hz. İsa ile birlikte 13 kişinin sureti yer almaktadır. Hristiyanlarca kutsal kabul edilen ekmek ve şarap ikilisinin masada görüldüğü resimde belli bir duruma dikkat çekilmektedir. Resimde tasvir edilen sahne Hz. İsa’nın “İçinizden biri bana ihanet edecek.” dediği andır. Tüm havariler buna farklı bir tepki verirken Hz. İsa ise nispeten üzüntülü ve güveni sarsılmış bir halde tasvir edilmektedir. Re